Onur BEYHAN Yazdı: Türkiye Caferileri Liderine ”Türk’üm” Dediği için İtibar Suikastı…

İran’daki rejim değişikliği sonrası, ortaya çıkan yeni konjonktür ‘Medrese Şiiliğinin’ doğal olarak yükselişini ve yayılmasını da beraberinde getirmişti.

Ruhullah Humeyni İran’da sistemi değiştirirken, sessiz sedasız İstanbul’da da bir avuç Azerbaycan Türk’ünün girişimleriyle bir hareketin temelleri atılıyordu.

    Bu harekete öncülük eden kişi ise zannedildiği gibi İran’daki Kum İlim havzasında değil, bugün Irak’ta İmam Ali’nin Türbesinin bulunduğu Necef’te bulunan Şii İlim havzasında 11 yıl boyunca dini ve ilmi eğitim almış ve ”Hüccet-ül İslam v’el Müslimin” unvanı alarak ülkesine dönen Selahattin Özgündüz idi.

    İstanbul’un Küçükçekmece ilçesine bağlı Halkalıda Hz Hüseyin’in kız kardeşi Hz. Zeynep’in Kerbela’daki misyonundan hareketle ”ZEYNEBİYE” Hareketini 20 aile ile başlattı. Küçük bir Mescit ile başlayan bu hareket yıl 2022 olmuş ve 2023’e giriyorken yaklaşık 45 yıldır büyüyerek zorluklar içerisinden geçerek ayakta kalmayı başardı. Bugün Türkiye’de yüz binlerce destekçisi ve çevre ülkelerde dahil edilince milyonlarca sempatizanı bulunuyor.

Peki konuya neden Zeynebiye Hareketini anlatarak başladım?

Çünkü, bugün Türkiye Caferileri Liderine kasıtlı bir itibar suikastı yapılmaya çalışılıyor.

Bizlerde aslında bu suikastı yapmaya çalışanları düşlerinden uyandırıp gerçeği göstermek istedik. Karşınızda yarım asırdır büyüyerek devam eden ve inançsal mesajını tüm Türkiye ve Türk Dünyasına büyük bir ciddiyetle yayan güçlü bir hareket var. Bu hareketin lideri ise Stratejiyi, siyaseti bilen, gözü açık, aydın, entelektüel bir Türk İslam Alimi.

    27 Eylül 2020 tarihinde başlayan Karabağ vatan savaşıyla ilgili İslam dünyasında başlayan tartışma Şii dünyasını da yakından etkiledi. Selahattin Özgündüz’ün yüksek sesle Azerbaycan ordusunu ve ordunun başkomutanı Cumhurbaşkanı İlham Aliyev’i desteklemesi ve hatta daha da net bir tavırla ”Bin tane Kudüs bir Karabağ’ımıza kurban olsun.” çıkışı ile de kıblesi Tahran olanlara da haddini bildirmişti.

    Daha sonrasında İran’ın gayri resmi istihbarat kurumu olan El Mustafa Üniversitesi‘nin eski Türkiye Müdürü Dr. Cafer Yusufi’nin Türkiye Caferileri Liderine seviyesizce sözde ‘Takvalı ol” çağrısı bardağı taşıran son damla oldu. Aslında bu İran’ın Zeynebiye hareketine ”Safınızı seçin” tehdidiydi. Bu tehdit karşısında belki de Selahattin Özgündüz’ün sineceği, korkacağı, susacağı ve hatta tekzip yayınlayacağı düşünüldü. Ancak öyle olmadı. Son Cuma konuşmasında ”Devletimiz, milletimiz ve ordumuzun sonuna kadar yanındayız. Kurban ol sen Osmanlı’nın da Türkiye’nin de Mehmetçiğine, daha ne istiyorsunuz? Türk Milleti Ali’nin Zülfikar’ı gibi balkanlardan Türkistan’a kadar uzanmış İslam dünyasını koruyor ve bekçiliğini yapıyor, ona rağmen Kum’da oturmuşsunuz yine rahat durmayıp ortalığı karıştırıyorsunuz’‘ diyerek İran’a yerini göstermiştir. ”İran Mollasının cennetini istemiyoruz, gidin artık fitne yaratmayın” çıkışıyla bu savaşta tarafını Türk dünyasından yana koyduğu için fitili ateşlemiş oldu.

Türkiye’deki İran’ın etki ajanları, oradan beslenen mollalar başta olmak üzere, ne kadar kurum ve kuruluş varsa ve bu kurumların başındakilerin hepsi bir bildiri yayınlayıp ”Selahattin Özgündüz’ün Türkiye Caferileri Liderliğini tanımıyoruz” kampanyası başlattılar.

    Bilinen bir yöntemdir bu Teo-Stratejik bir hamle. Türkiye ve Azerbaycan’ın mı? yoksa İran’ın mı? tarafındasınız sorusuyla karşı karşıya gelmemek ve hedef şaşırtmak için hemen ”O zaten Caferileri temsil etmiyor” algısı vermeye çalışıyorlar.

Peki, Caferileri temsil etmeyen Özgündüz ve hareketinin yaptığı çalışmalar ve kimler tarafından muhatap alındığıyla ilgili kısa bir özet geçelim de her şey açıklığa kavuşsun.

    1. Öncelikle 30 yıldan fazladır Türkiye’nin dört bir yanında CAFERİDER ve CABİR (Caferi Alimler Birliği) aracılığıyla onlarca Caferi Camisi / Mescidi yaptıranlar sizler misiniz?

2. Yıllardır yaptıkları ”EVRENSEL AŞURA MATEM MERASİMİ” medyada yer alarak Caferi inancını tüm Türkiye’ye tanıtan sizler misiniz?

3. İstanbul’da yapılan ve yüz binlerce insanın katıldığı AŞURA Törenlerini hurafelerden (zincir ve kama vurma gibi ilkel gelenekler) arındırarak Türk Milleti’nin Alevi ve Sünni inançlı bireylerinin de bu etkinliğe katılıp Türk Müslümanlarının Hz Hüseyin’de buluşmasını sağlayan sizler misiniz?

4. Caferi inancını Iğdır, Kars ve çevre illerden çıkarıp büyükşehirlere taşıyanlar da sizler mi oldunuz?

5. Zeynebiye Gençlik Tiyatrosu ile 850 kişiyle sergilenen Kerbela Tiyatrosunu ”En kalabalık Halk Tiyatrosu” dalında Guinness rekorlar  kitabına sokanlar da sizler misiniz?

6. Irak, İran, Azerbaycan, Pakistan, Lübnan, Bahreyn gibi Caferi ve Şii nüfusun çoğunlukta olduğu ülkeler değil de Türkiye’de yapılan Aşura Törenlerinin uygarlık ve disiplin açısından Hz Hüseyin’e layık bir tören olarak tüm dünyaya örnek gösterilmesinin de emek verenleri sizler misiniz?

7. Kan dökmek yerine Türk Kızılay’ına kan vermeyi seçen, UNESCO’DAN bu uygulama nedeniyle tebrik alan başka bir ”AŞURA TÖRENİ” gösterebilir misiniz? Yoksa onu da başaran sizler misiniz?

8. Her yıl il ve ilçe müftüsünü, kaymakam ve Valisini, milletvekillerini, bakanları, büyükelçileri, Muhalefet ve Ana Muhalefet Partilerinin Genel Başkanlarını ve hatta 2010 yılında dönemin Başbakanını da AŞURA Matem Merasimine getirenler de ve doğrudan Türkiye Cumhuriyeti devletinin muhatap aldığı kişiler de sizler misiniz?

9. Türkiye’de Ehlibeyte ve onun değerlerine, Caferilere ve onların değerlerine hakaret edildiğinde, aşağılandığında, iftira atıldığında buna en güçlü tepkiyi verip o kişiye ve kuruma geri adım attıran haddini bildiren de sizler misiniz?

Saatlerce yazasım var aslında. Ama merak ediyorum gerçekten. Hiçbir devlet kurumu sizi adamdan saymazken, yaptığınız etkinliklere mahalle muhtarı bile gelmezken, yaptığınız herhangi bir etkinlik ve program ile hiçbir varlık gösteremezken neyin kavgasıdır bu yaptığınız. Hiçbir milli meselede Türkiye’nin yanında olmayıp her konuda İran’ı haklı gören sizler zaten Türkiye Caferisi değilsiniz ve olamamışsınız. Sizler İran’ın Fars Şiasısınız. O halde Türkiye’de yaşayan ama aklını, ruhunu İran’a satmış olanlar konu Türkiye Caferileri olduğunda neden ses yükseltiyor? Sizi ilgilendiren bir durum yok ki ortada. Kalbi, ruhu ve aklı Türkiye Devleti ile olan Caferi inançlı Türkiye Cumhuriyeti yurttaşları zaten Selahattin Özgündüz’ün değerini biliyorlar. Sizler İran’ın içimizden devşirdikleri Pers Şiileri olanlar zaten Türkiye Caferisi olamamışsınız. Olduğunuzda bir daha oturup konuyu değerlendiririz.

    Bizler ”Oğuz evlatlarını Şii-Sünni diyerek birbirine kırdırmaya çalışanlara karşı ömrüm ve gücüm yettiğince mücadele edeceğim” diyen Türkiye Caferileri Lideri Selahattin Özgündüz’ün yanı başındayız. Sizler de Türk Dünyasının birleşmesini engellemeye diş bilemiş fitnesi boyunu aşmış Pers uşaklarının yanındasınız.

Onur BEYHAN

Exit mobile version