Vesim TOKATLI Yazdı: ”STM Reformla Siyasi Faaliyetlerine Yeniden Başlamalıdır.”

Her zaman söylediğim şu; Ortadoğu bölgesi, ihanetlerin, değişik ilişkilerin,
diktatörlüğün, karmaşık politikaların ve etnik çatışmaların merkezidir. Ortadoğu,
etnik anlamda Türk, Arap ve Fars’ların dinsel açıdan ise Müslümanların çoğunluğu
oluşturduğu bir bölgedir. Emperyalist güçlerin dünya üzerindeki kanlı projelerini
gerçekleştirdikleri yerdir. Buna rağmen emperyalist güçlere boyun eğen ve biat
eden hükümetlerin konumu Ortadoğu’dur. Fikrin ve düşüncenin bir kafese
hapsedildiği, temel hak ve hürriyetlerin lav edildiği, adaletsizliğin zirve olduğu ve
siyasi anlamda ise tarih boyunca hıyanetlerin üssüdür.

2011 Yılında başlayan ve Suriye coğrafyasında etkileşim içinde olmaya devam
eden sözde Suriye Baharı hakkında pek çok şey yazıldı. Suriye Baharı olayı, Arap ya
da İslami olarak adlandırmak istediğim olay halkların hayatında normal bir durum
değildi. Özellikle Türk asıllı Suriye Türkmenlerin üzerindeki etkisi daha da fazladır.
Açık bir şekilde itiraf etmeliyiz ki, Suriye Devrim’inde en çok ihanetlere uğrayan ve
unutulan kesim Suriye Türkmenleridir. Birçoğu ekonomik, politik veya iddia
edildiği gibi dini nedenlerle başlatılan devasa devrimin ana ekseninde yer alan
Suriye Türkmenler’inin olmasına rağmen onlara karşı belli başlı ihanetlerin
yapıldığını görüyor olmamız ve onlara karşı ufak bir adım dahi atamamız üzücüdür.
Devrimin mekanizması vefa ve hak ile ilerlediği zaman ileride büyük bir vizyona
dönüşeceği konusu tarihçe ispatlanmıştır. Ancak Suriye’de yaşananlar bencillik
hissi taşımış, ihanet duygusu ile körlenmiş kişilerin ve kapital düşünce ile hareket
eden bir liderliğin yaptığı devrimdir. Bu ise halkın psikolojik ruhunu ve yaratımının
etki görmesinin ilk eğilimidir.

Esad Rejimi veya Baas yönetimi Siyonizm’in şımarık çocuğu olduğunu artık
anlamalıyız. Siyasi, iktisadi ve diplomatik ilişkiler öyle göstermese de arka planda
neler döndüğünü az çok biliyoruz. PKK-YPG terör örgütlerine ev sahipliği yaptığı,
kamplar ve eğitim alanlar kurduğu, silah ve mühimmat desteği sağladığı ve
Türkiye’ye karşı haince davranan bir rejimle karşı karşıyayız. Baas yönetimi dünde
olduğu gibi bugünde Suriye Türkleri üzerinde pek çok projeler yürüttüğünü
biliyoruz. PKK-YPG terör örgütlerinin de onlara karşı birçok katliamın
gerçekleştirdiğini de. Şii İran’ın ve Hizbullah’ın hedef listesi içerisinde olduklarını gerçekleşen birçok olayda tanıklık ettik.

Suriye Türkleri, devrimin en sadakatli insanları olduklarına rağmen SMDK’NIN (
Suriye Muhalifler ve Devrimciler Koalisyonu ) bunun üzerini örtbas ederek hakikati
saklamak için bin bir takla atsada elbet hüsrana uğrayacaktır. Devrimin
başlangıcından bu yana fedakarlığıyla bilinen Suriye Türkleri binlerce şehit veren
kitlelerin arasında. Askeri anlamda SMO’nun çoğunluğunu oluşturan yine Suriye
Türkleri’dir. Bunu görüyor olmaları ve Suriye Türkleri’ne yeterli sayıda siyasi
arenada temsil hakkının verilmemesi konusunu şaşkınlıkla izliyor olmamın acısı
içerisindeyim. 2013 Yılında Suriye Türk’lerini Suriye’nin gelecek siyasi arenada
temsil ve temel haklarını temin etmek üzere Suriye Türkmen Meclisi kurulmuştu.
Yaklaşık 7 yıla aşkın bir süre ile faaliyetini sürdüren meclisin çatısı altında birçoğu
parti bulunuyordu. Hem Türkiye’de hemde Suriye’de yaşayan Türkmen halkı için
bir takım faaliyetler yürütüyordu. Suriye siyaset sahasında ise önemli bir etkiye
sahipti. Ancak bölge milliyetçiliğinden ve çıkar ilişkilere dayanan bazı sorunlardan
dolayı meclisin faaliyet sürdürmesine negatif olarak yansıdı. Bu da Suriye Türkmen
Meclis’inin askıya alınması ve siyasi sahadan uzak durmasına sebep oldu. Bu
zararın içinde en çok etki alan Suriye Türkleri idi. En çok sevinen ise Bass’çılar ve
Apo’culardır. Çünkü ikisinin hedefi Türklerinin Suriye’deki varlığını yok etmektir.
Özellikle kuzey bölgedeki Türkmen varlığı terör örgütlerinin planlarını çökertmiş ve
rahatlığını bozmuştur. Diğer taraftan ise bu sevinci göstermeyen ama sinsi planlar
içinde olan SMDK’YI içten ferahlatmıştır. Onun için diyeceğim tek şey; SMDK’YA
dikkat!!

Türkmen ehlimiz, Bass Yönetiminin eziyetçi, yozlaştırıcı ve ırkçı politikalarına
yıllardır maruz kaldıklarını ve kimsesiz olduklarını gayet açık ve nettir. Ayrıca YPG-
PKK terör örgütlerinden yıllardır saldırılara maruz kaldıkları ve ” Türk kuyruğu ”
nitelendirilmesi yapılarak Türkmenlere yapılan zulümlerin haddi hesabı olmadığını
da biliyoruz. STM’nin tekrar kuzey bölgede faaliyet göstermesi önce Suriye’deki
yaşayan Türkmen ehlimiz için bir nefes penceresi olacaktır. Ayrıca STM’nin çatısı
altında yürütülecek pek çok projelerin kapısı açılacaktır. Bundan fazlası ise hem
Esad’çıları hem de PKK-YPG destekçilerini rahatsız edecek bir hamlenin olacağını
düşünüyorum. Bugün Lübnan’da binlerce Türkmen vatandaşı sınır dışı edilmekle
ve Esad rejimine teslim edilmek tehdidi altında. Esad Rejimi kontrolü altındaki bölgelerde ise halen Türkmenler Eziyet ve tecrit hamlelerine rağmen varlıklarını
sürdürmektedirler.

STM’nin siyasi önemi ileride kurulacak yeni hükümet içerisinde
temsil hakkı kazanmaktır. Türkmen ehline temel hak ve hürriyetlerini temin
etmektir. STM’nin Suriye’de faaliyet göstermesi ileriye dönük hamleler için
ehemmiyet taşımaktadır.

Onun için STM’nin tekrar yeni ve güçlü bir reformla faaliyet geçmesi mühimdir.

Vesim TOKATLI

Exit mobile version